child etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
child etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Aralık 04, 2016

Bilimsel Pratikler ile Bir Mum Deneyi

Heyecanlı Araştırmacıdan Selamlar!
Bazı insanlar virvir virvir edip durdular, ayy tatlığğm seni discourage etmek istemem amaaa anaokullarıyla bu iş çok zoorrr dediler, ağızlarından çıkanı kulakları duymadı fekat buradaki öznenin ben olduğumu unuttular.
Efendim biz araştırmacıyız, cesur olmalıyız. Denemek ve görmek zorundayız. Olursa ne tatlı ne hoş, olmazsa başka yollar düşünmeliyiz. Ne yaparsak yapalım yeter ki geri çekilmeyelim artık. Üretmek ve faydalı olmak için bunca yıl okuduk, okumaya devam ediyoruz. O kadar okuduktan sonra “bu yaş grubu anlamaz, bu yaş grubu ifade etmede zorluk çeker” diye kendimize setler çekmenin bi anlamı var mı? Bence yok, hiç de olmamıştı zaten çok şükür.  
       
Velhasıl biz ilk dersimizi gerçekleştirdik. Bu dersi bilimsel pratiklere dayanarak sürdürdük. Bunları tahmin, gerçek yaşam, aktivite, data, model, açıklama olarak sıralayabiliriz. Tabi süreç boyunca çocukların hem kendi aralarında hem benimle bir tartışma ve fikirlerini açıklayabilme ortamı sundum. Bunu yaparken resimde gördüğünüz gibi bir tablo hazırladım ki hangi basamakta olduklarını anlayabilsinler.. Kenardaki kız ve erkek çocuğu da bulunduğumuz basamağın yanına koydum, iyice görselleştirdik anlayacağınız. Buarada kız-erkek çocuğu beyaz önlüklü bir tip yapmadım bilerek, bu çok karşılaştığımız bir kavram yanılgısı çünkü. Bilim insanı illa beyaz önlük giymek ve laboratuarda çalışmak zorunda değildir. Bilim doğanın ve yaşamın kendisidir. Bu felsefeyi aşılamak için kız-erkek çocuğunu da doğal halleriyle resimledim. 


Dersimize bir oyun ile başladık. Oyun, kullandığımız ışık kaynaklarıyla ilgiliydi. Yere yapıştırdığım resimlerin üzerine sorular sorarak tahmin edip zıplamalarını istedim. Böylelikle gerçek yaşamlarıyla bağlantı kurmalarını sağladım.Sorularım;
-bizi ısıtan ve ışık veren gök cismi nedir?
- geceleri gökyüzünde parıl parıl parlayan çok sayıda gök cismi hangisidir?
-eski yıllarda insanların evlerini aydınlatmak için kullandıkları, bi ip yardımıyla yanan madde hangisidir? ….
Diye devam ediyor J Bu sorularla oyun oynamak aktif olarak katılım sağladığı için dersi olumlu etkiledi, gayet görevlerine odaklanmış halde sürdürdüler. Ardından bu malzemeleri buluş sırasına göre sıraladık. Bilim insanlarının ateşten, muma, gaz lambası ve ampüle kadar olan yolculuğunda çalışmalar yaptığını vurguladık.

Ardından, eski yıllarda kullanılan bir malzeme olan mum ile deney yapacağımızı söyledim. Mum nasıl yanar diye sordum, çakmakla dediler =)) E çakmak yetiyor mu dedim, yeter dediler. Vay efendim öyle mi dediniz deyip bir kavanoz aldım elime. Bu kavanozu ile yanan mumun üzerine kapatsam ne olur diye sordum. Kimi yanar kimi yanmaz dedi. Hatta biri, havasız kalır bu yüzden söner dedi..
                           

Önce küçük bir kavanoz ile kapadık. Söndüğünü gördük. Sonra daha büyük bir kavanoz ile denemek istedik. Ne olabileceğini tahmin ettik, istisnasız hepsi daha uzun süre yanar dedi =) En son olarak daha büyük bir kavanoz ile denedik ve tahmin ettikleri üzere bu sefer daha da uzun süre yandı..

Tahmin ve deney basamaklarını bu şekilde tamamladıktan sonra, veri toplama kısmına geçtik. Telefonun kronometresini açıp her bir kavanozun ne kadar sürdüğünü belirledik. 6, 13 ve 17 sn sürdüğünü kaydettik.  Kaydettiğimiz süreleri bir tablo ve ponponlar aracılığıyla görselleştirdik.
Sonra çocuklardan gönüllü olanları tahtaya, data tablosunun yanına alıp açıklamalarını istedim. Sorular sorarak interaktif bir şekilde sürdürdük ve tamamladık =) 

Aa UNUTMUŞUM! =)) Bir de modelledik , raporladık;


Oluyor muymuş dostlarım? Evet oluyormuş. Haydi sağlıcakla =)

Mart 06, 2016

Gen mi Çevre mi ?

      Beyin gelişiminde çevre mi gen mi sorusu araştırmacılar tarafından hep sorulmuş ve bakış açısına göre farklı yanıtlar bulmuştur. Kimi çocuk gelişimine bakıldığında IQ seviyesinin tamamen genetik kaynaklı olduğunu iddia ederken, kimi bu durumun çevresel faktörlerle açıklanabileceğini savunmuştur. 
  
    Özellikle çocuk gelişiminde etkili olan şey bence şudur diyemeyeceğim ama okuduğum güncel makalelerden de örnekler vererek kendi fikirlerimi ortaya koyabilirim. 


Pek çok makale çevreyi araştırırken değişken olarak sosyoekonomik statüyü seçiyor. Yani acaba statü olarak daha yüksek olan bir ailede yaşayan çocuk mu daha akıllı yoksa statü olarak daha düşük olan bir ailede yaşayan çocuk mu..Bu araştırmaların sonucunu açıklamadan önce değişkenleri netleştirmek gerekir. 

Nedir yüksek sosyoekonomik statü? Literatüre göre eğitimli, geliri yüksek ve mesleği olan aileler daha yüksek bir sosyoekonomik statü (SES) ye sahip. Peki çocuğun zekası nasıl belirlenir? IQ, okullaşma oranı, okul başarısı da çocuğun zekasının kanıtı olarak sunuluyor. 

Araştırmalar yüksek SES yaşayan çocuklardiğerlerine göre daha zeki olduğunu savunuyor.Çocuğun zekasını doğrudan geldiği ailenin statüsüne bağlamamak gerekir diye düşünüyorum ben. Muhakkak ki bu değişkenin altında çocuğu etkileyen başka faktörler vardır. Mesela bunlardan bazıları, yüksek SES ailelerin çocuklarıyla daha çok sohbet ettiği,müze-hayvanat bahçesi gibi yerlere getirdiği, birlikte daha çok vakit geçirdiği ve bu ailedeki çocukların kitaba daha kolay eriştiği olarak söylenebilir. 

Buna karşılık daha düşük SES gelen çocukların beslenme ve barınma gibi ihtiyaçlarının karşılanmaması, kaotik bir aile ortamı, şiddete ( görsel olarak veya bizzat kendisine) daha çok maruz kaldığı gerçeği araştırmalarda sıralanmış. Bu faktörler onların hem hafıza ve bilişsel kontrol süreçlerinde hem de sosyal davranışlarında diğer çocuklara göre daha dezavantajlı olmasına yol açıyor. 



Araştırmalara sadece bu açıdan bakarsak,çocuklukta yaşanan bir eşitsizlikten bahsedebiliriz. Bu şekilde düşünmek düşük SES'ten gelen çocukları kaderlerine bırakmak demek olur. Ama durum o kadar da umutsuz değil. Sizin hayatınızda da eminim pek çok örnek vardır, zor bir ailede dar geliriyle mücadele edip güzel bir meslek sahibi olan insanlar..İşte benim hep merak ettiğim şeylerden biri bu.. Madem düşük SES çocuğun hem duygusal hem de bilişsel gelişiminde bu kadar etkili ise dar gelirli aile çocuklarının başarılarının altında yatan sır ne? 

Cevap aslında çevre ile ilgili yapılan araştırmaların kendisinde.. Aile. 

Yapıcı ve destekleyici, kabul eden, duygusal ve sözel olarak duyarlı aile çocuğun gelişimini olumlu yönde etkiliyor. Bu özellikleri bilişsel uyaranlarla desteklediğinde gelişim tamamdır. Özellikle erken çocukluktan itibaren öğrenme ortamı ( nohutları sayma, evdeki eşyalarından renklerini öğretme.. ), dil gelişimi ( kelimelerin ebeveyn tarafından doğrularıyla tekrarlanması), modelleme, farklı deneyimlerin yaşatılması ( çok zor bişey değil, evde birbirinden farklı iki tane beze dokundursanız çocuk için deneyimdir. Bknz Montessori eğitimlerine, tamamı evdeki gerçek yaşam ürünleriyle yapılır ) ve aile katılımı çevresel uyaranlardan bazılarıdır. 

Konuya bir de zamane ebeveynler tarafından bakmak istiyorum. İstediği kadar yüksek SES'ten gelirse gelsin, eğer çocuk aile ile vakit geçirmiyorsa, annesi ve babasıyla parkta bahçede oyun oynamıyorsa, annesinin kucağına oturup kitap okumuyorsa, ben bugün renkleri öğrendim diye eve gittiğinde telefon ya da bilgisayara gömülmüş ailesinden yanıt alamıyorsa bu çocuğun bilişsel ve duygusal gelişiminden söz edilebilir mi? Araştırmaların bu anlamda güncellenmesi gerektiğine inanıyorum. Zira ebeveynlik çocuğu bir atölyeye getirip fotoğrafını tüm sosyal medyada paylaştıktan sonra kendini oralara kaptırmak ise nerede bu çocuğun duygusal gelişimi? Yeni nesilde yaşanan öfke patlamaları, beklemeyi bilmeyen sabırsız ve tatminsiz çocukların sebepleri ne olabilir bi' daha düşünmek gerekir.



Son olarak eklemek istediğim bir şey var. Öğrenme Nörolojisi dersinde okuyup tekrar ve tekrar şoka girmiştim bu sayede. 

Bir bebek düşünün, annesinin kucağından alınmış ve bi yere oturtulmuş. Hele de yabancı bir ortamda ise çocuğun muhtemelen kollarını annesine uzattığına şahit oluruz. Eğer yanıt alamazsa ağlamaya başlar ve şiddetini giderek arttırır. Tekrar kucağa alındığında ise sakinleştiğini fark ederiz. Çünkü sarılmak ( özellikle birincil bakıcı- anne tarafından ise ) çocuğun beynini ve hormonlarını etkiler. Gergin bir durumdan kurtulduğunu anlar ve sakinleştirici hormonlar vücuduna salınır. Şaşırtıcı olan şu ki anne sütünü özel yapan şey de budur. Çünkü anne sütü de çocuğun stresini azaltan ve rahatlamasını sağlayan oksitosin ve prolaktin hormonlarını içerir. 

Mutlu ve huzurlu olmak için çikolata yiyebilirsiniz, beyin gerekli hormonları salgılar evet. Ama vücudunuza zarar vermeden bunu yapmanın yolu birlikte mutlu olduğunuz insanlarla vakit geçirmektir. Beyinde aynı bölgeyi uyarır ve aynı hormon ve nörotransmitterleri salgılatır. 

Çocuğun başının okşanması bile binlerce nöronun ( beyin hücresi) aktif olmasını sağladığı kanıtlanmışken uygulamayı sizlere bırakıyorum.

Aşağıdaki videoda çocuğun tepkilerine karşılık veren anne ile bebeğin etkileşimini göreceksiniz. Annesinin gülümsemesi bile bebek için ne kadar önemli öyle değil mi? 



Sevgilerimle <3 

referanslar; 
Noble, Kimberly G., et al. "Neural correlates of socioeconomic status in the developing human brain." Developmental science 15.4 (2012): 516-527.

Neville, Helen J., et al. "Family-based training program improves brain function, cognition, and behavior in lower socioeconomic status preschoolers."Proceedings of the National Academy of Sciences 110.29 (2013): 12138-12143.

Farah, Martha J. "Mind, brain, and education in socioeconomic context." The Developmental Relations among Mind, Brain and Education. Springer Netherlands, 2010. 243-256.